Mıgırdiç Margosyan’ın “Gavur Mahallesi” Beyaz Perdede

15 yaşında Diyarbakır’dan ayrılarak İstanbul’a gelen Mıgırdiç Margosyan’ın hayatını konu edinen belgeselde yazar, tekrar doğduğu şehre geliyor ve geride bıraktıklarını anıyor.

Örse konulan kızgın demir… Demire inen çekiç darbeleri… Ne şekil verilirse verilsin özünü koruyan demir, haydi diyelim, suya verilince oluşan çelik! Anadolu’nun “gâvurları” gibi.

TDK’ye göre “gâvur”; dinsiz kişi, devamında, Müslüman olmayan… “Gâvur” olarak doğanlara sorulmamış belli ki: Ne yersin, ne içersin? Aynı pınardan su içilse bile hâlâ mı “gâvur”?

Diyarbakır’daki “Gâvur Mahallesi”nden yola çıkan bir gencin öyküsü önceki akşam perdeye yansıdı. 15 yaşında anadilini öğrenmek için yola çıkan Diyarbakırlı Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan’ın öyküsü. Margosyan ailesinin büyük bölümü 1915’te meçhule gitmiş, küçük bir bölümü geride kalmış. Margosyan bugün 77 yaşında, 15 yaşına kadar demirci çıraklığı yapmış, örse çekiç sallamış. Yusuf Kenan Beysülen’in belgeselinde, koptuğu Diyarbakır’a tekrar dönüyor, geride bıraktığı mahallesini dolaşıyor, artık yerinde yeller esen çokkültürlülüğü anlatıyor.

Boğazda düğümler

Komşularını sayıyor; kimisi Yahudi, kimisi Ermeni, kimisi Süryani… Artık orada yoklar. Belgesel “Allah kimsenin yuvasını yıkmasın” diye başlıyor; “yitenlere” ithaf edilmiş. Film izleniyor, bitiyor; sonuna doğru boğazlarda düğümlenenler çıkarılmaya çalışılıyor, öksürükler artıyor. Öksürüklerle hangi hikâyenin acısı çıkıyor bilmiyorum. Hangi düğümler… İzleyenlerin birçoğu Ermeni; yazarın, yönetmenin yanı sıra, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Nazlı İnönü ile Gülbenkian Vakfı yöneticileri de izleyenler arasında.

Beysülen, belgeselin ilk gösterimini geçen yıl Diyarbakır’da yapmayı planladıklarını, fakat kentteki 6-8 Ekim olayları yüzünden ertelendiğini belirtiyor. Yönetmen, İstanbul Film Festivali’nde de sansüre karşı durup belgeseli yarışmadan ve festivalden ekip olarak çektikleri için ilk gösterimin geçen 24 Nisan’da Diyarbakır’da yapıldığını “galasının da” bu gösterimle Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapıldığını söylüyor. Belgesel Kadıköy, Ankara, Çanakkale, Diyarbakır gibi yerlerde de gösterilecek.

Margosyan’la belgeseli izleyen Hayri İnönü, “Yazık, tüm bu olayların olması yazık” diyor. “100 yıllık acının bir şekilde dinmesini dilerim. O mahallelerde hiç kimse kalmamış. Zaten Anadolu’da bildiğim kadarıyla çok az Ermeni aile var. Ne yazık ki devlet idaresi bunu bu hale getirmiş. Bunun geri dönüşü de yok. Kendi evlerine geri getiremezsiniz.”

Beysülen, Margosyan’ın travmayı yaşayan kuşağın günümüze köprüsü olduğunu söylüyor. “Margosyan o çokkültürlü ortamın son unsuru. Benim kuşağım o kültürü bir daha göremeyecek. Çokkültürlülük gibi bir olanağımız artık yok. Fakat Margosyan çokkültürlülüğü hem kitaplarıyla hem de bu filmle belgeledi.”

Cumhuriyet’ten Mehmet Keskin’in haberinin devamı için tıklayınız.

Fotoğraf, belgeselin sitesi www.gavurmahallesifilm.com adresinden alınmıştır.

 

 

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on TumblrEmail this to someone




Yoruma kapalıdır.

Başa Dön ↑
  • BİZİ TAKİP EDİN

    Facebook Sayfamız
    Twitter Hesabımız
  • PROJELER